Başlık : AKUT FAZ REAKTANLARININ RADYOTERAPİ İLE DEĞİŞİMİ
Yazarlar : Ş.PINAR KARA
Kurumlar : S.B. ANKARA NUMUNE HASTANESİ RADYASYON ONKOLOJİSİ KLİNİĞİ
Yıl : 1999
Anahtar Kelimeler :
Özet : Ankara Numune Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniğine farklı kanser tanıları ile başvuran ve küratif radyoterapi planlanan 50 gönüllü hastanın konvasiyonel radyoterapi uygulaması sırasında akut faz reaktanlarının değişimleri prospektif olarak, konağa, tümöre, tedaviye ait faktörler ile radyoterapi dozu ile ilişkisini inceleyerek olası enfeksiyon veya metabolik bozukluklardaki değeri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Çalışma grubumuzun ortalama yaşı 49 olup, en genç hasta 18, en yaşlı ise 85 yaşındadır. Vakaların kadın/erkek oranı 17/33 olarak bulunmuştur. Vakaların ECOG performans skalasına göre değerlendirilmeleri sonucu çoğunun kendi işlerini kendileri yapamayan, başlarının yardımına muhtaç kişiler oluşturduğu saptanmıştır. SSS ve baş boyun bölgesi vakarlın çoğunluğunu teşkil etmektedir. Vakaların histopatolojik değerlendirilmesinde ise çeşitli bölgelere ait epidermoid karsinom 25 vaka ile vakarlın yarısında gözlenmiştir. Göze çarpan bir diğer nokta ise AJCC’ye göre vakalar evrelendiğinde vakaların çoğunluğunun ileri evre olmasıdır.

Gruptaki vakaların tedavi öncesi ve tedavi boyunca her 10 Gy’de bir akut faz reaktanlarından ESH, CRP, C3,C4, serum fibrinojen ve albümin düzeylerindeki değişim değerlendirilmiş ve ESH, CRP düzeyleri tedavi öncesi normalden yüksek bulunmuş ve tedavi boyunca da ilk günden itibaren belirgin bir artış göstermiştir. Diğer incelene parametreler ise tedavi öncesi normal sınırlar içerisinde iken, C3, C4 ve fibrinojen düzeyleri tedavi sürecinde artış tespit edilmiştir. Negatif akut faz reaktanı olarak kabul edilen serum albümini ise tedavi boyunca düzenli bir düşüş sergilemiştir.

Akut faz reaktanlarının radyoterapi boyunca konağa ait faktörlerle değişimi incelendiğinde; yaş sadece ESH’nin tedavi öncesi değerlerinde belirleyici faktör olarak ortaya çıkarken, diğer araştırılan parametrelerin radyoterapi ile olan değişiminde yaşın etkisi gözlenmemiştir. ESH’nin tedavi öncesi 50 yaş üzerinde olan grupta, 50 yaş ve altındakilerden oluşan gruba göre belirgin şekilde yüksek bulundu. Cinsiyet açısından bakıldığında ise; ESH’nin tedavi öncesi değerlerinin kadınlarda erkeklere göre daha yüksek seyrettiği izlenmiştir. Cinsiyetin diğer paremetrelerin değişiminde etkili bir faktör olmadığı da gözlenmiştir.

Tümöre ait faktörler açısından akut faz reaktanlarının değişiminin değerlendirilmesinde; ESH tedavi öncesi akciğer tümör grubunda diğerlerinden daha yüksek olduğu, tedavi boyunca ise mama ve SSS tümör gruplarında ESH’deki artışın diğer tümör gruplarından daha düşük oranda gözlendiği tespit edildi. Fibrinojen ve CRP’nin ise tedavi öncesi değerleri gruplar arasında fark göstermezken tedavi boyunca değişimleri ESH’ye paralel seyretti. AJCC sistemi açısından gruplar birbirinden farklı değildi. Histopatolojik değerlendirme açısından ise tedavi öncesi hiçbir parametrede fark gözlenmezken tedavi boyunca 10 Gy’den itibaren ESH ve CRP değişimi epidermoid hücre tipinde daha belirgin olarak gözlendi.

Radyoterapi öncesi 39 vakaya kemoterapi uygulanmış olup; hiçbir parametrede tedavi öncesi ve tedavi sırasında fark göze çarpmadı. Radyoterapi öncesi 42 vakaya cerrahi tedavi uygulanmış ve ESH ve CRP değerleri tedavi öncesi ve sırasında cerrahi yapılmayan grupta daha yüksek seyretmiş, diğer parametrelerde cerrahinin etkisi gözlenmemiştir. Steroid uygulanan 12 hastanın ESH değerleri gerek tedavi öncesi ve gerek tedavi sırasındaki değişimi, steroid almayan vakalarla karşılaştırıldığı daha düşüktür, CRP’nin tedavi öncesi düzeylerine bakıldığında steroid tedavisi almış olmanın etkili olmadığı ancak steroid alanlarda tedavi ile olan değişikliğin daha düşük gerçekleştiği tespit edildi. Serum albümin düzeyleri, CRP gibi tedavi öncesinde fark göstermezken tedavi boyunca steroid alan grupta diğer gruba oranla daha az bir düşüş görüldü.

Araştırmada incelenen akut faz reaktanlarının; konağa ait, tümöre ait ve tedaviye bağlı oluşan değişimlerinin tek tek değerlendirilmesinin ötesinde bütün bu parametrelerin radyoterapi alan neoplazili hastalarda enfeksiyon, anemi, karaciğer ve böbrek fonksiyon bozuklukları, tromboz, hastalarda bulunabilen primer neoplazi yanındaki kollejen doku hastalıkları, çeşitli nedenlerle oluşan ödem gibi oluşumların değerlendirilmesinde net bir karar vermeden önce, radyoterapininde etkili olabileceğinin göz önünde bulundurulması faydalı olacaktır.

Radyoterapi ile akut faz proteinlerinin değişimi; radyoterapi sırasında oluşan aseptik inflamatuar değişiklerin bir indeksi oalrak karşımıza çıkabileceği ve çalışmada görüldüğü gibi bu durumun steroid ve nonsteroid bir inflamatuar ilacın kullanımı ile baskılanabileceğininin bilinip akılda tutulması gereklidir.